20120829

Acayip Hikayeler: Beklenen Son

Galip Tekin'in "tuzlu suda" yaşayan hikayelerinden yola çıkılan Acayip Hikayeler dizisi ne yazık ki tahmin ettiğimiz gibi televizyon gibi bir "tatlı suda" yaşayamadı. Hatta yaşayamamakla kalmayıp sümük gibi bir şey oldu. Bu durumdan en baştan beri huzursuz olduğunu tahmin ettiğimiz Galip Usta bu ayki Penguen dergisinde konu hakkında bir bölüm çizerek hayal dünyasından günah çıkartmış. Acayip Hikayeler'in muhteşem sezon finali bu şekilde oldu.
İlgili bölümün bir parçası. Bölümü komple tarayıcıdan geçirip buraya koyayım demiştim ama çok üşendim.
Neyse ki şöyle bir de olumlu gelişme oldu, bu itici kuvvetle Galip Tekin tekrar dergilerde çizmeye başladı, son üç haftadır Penguen'de [Uykusuz?] kısa hikayeler çiziyor. Dizideki bölümlerin de çizgi romanlarını okumanız tavsiye edilir:
http://acayiphikayeler.com/bolumler.html


Hürriyet Kelebek'te çıkan konu ile ilgili röportajdan bir bukle:
Sosyal medyada da çok söz edildi bu işten... 
- İnternetten anlamam. Dizi hakkında internette yazılanları öğrencilerim bana çıktı olarak getirdi. Bir baktım hep güzel yorumlar. 100 kişiden dört kişi beğenmiyorsa, o dört kişi de benim fanatik okuyucum.
Kendi okuyucunuz neden beğenmedi sizce? 
- Çünkü onların kafa başka yerde. Aynısı olsun istiyorlar ama olmaz. Bizi sürerler, Taksim Meydanı’nda taşlarlar.
Televizyona birebir uyarlanmasının mümkün olmadığını siz de biliyorsunuz yani... Peki hoşnut kalmadığınız nokta ne?
- Bütün bu huzursuzluklarımın sebebi hayatımda ilk defa televizyona iş yapmamdı. Ama sonra sakinleştim, şimdi kuzu gibiyim. Alışma meselesi. Demek ki bu iş böyleymiş dedim. Sistem neyse o...
Sizin “Satıcı” başlığında çizdiğiniz köşe için “günah çıkarttı” diyenler oldu. O köşeyi çizmeye nasıl karar verdiniz ve başlığı neden Satıcı oldu?
- O benim kendime bir eleştirim, yaratıklarla aramda bir hesaplaşma... Benim okuyucumla, yaratıklarla aramdaki ilişki meselesidir o.
Ne mesajı vermeye çalıştınız okuyucunuza?
- İlla beni utandıracak mısın, yazıyor o köşede. Hapisten çıktım, param yok, hiçbir şeyim kalmadı. Allah’tan karşıma Metin Kalkavan çıktı, gel kardeşim dedi. Yaz bunu o zaman.
Peki gerçekten diziyle ilgili bir pişmanlık yaşadınız mı, karakterlerinize ihanet etmiş gibi hissettiniz mi?
- Yahu o espri, espri... Bu yeni nesil mizah dergisi okumuyor, sen okuyor musun?
Liseden beri, evet...
- Mizah dergisi okuyan birinin böyle bir sorması... “Neden yaptın”ı yok, mizah dergisi bu. Kendimizle dalga geçeriz, başkasıyla dalga geçeriz. Karikatür, Latince “caricare” kelimesinden gelir, anlamı saldırmak. Biz önümüze gelen her şeye saldırırız.
RTÜK olmasa hikâyeler birebir aktarılabilir miydi sizce?
- Yok. Yine bir otosansür koyardık.

Hiç yorum yok: