20090609

Weaponizers

Ollleeeeeyyyoooooooğğğğ!!!!

Diyerek bir giriş yapmak istiyorum sayın seyirciler.

Diskoveri kanalı nihayetinde işe yarar (!) bir belgesel ile karşımıza çıktı. [Kime göre? bana göre? daha kime? Çılgın Meks'e]

Weaponizers!

Yeni bir programın adı bu. Geçen günlerde ilk bölümü yayınlandı. [Torriklere dadanın, bizde yayınlanmıyor henüz]

Programda ikişer heriften oluşan iki ekip birer arabayı alıyorlar ve sağına soluna zırh, silah, balta, havai fişek (?) gibi şeyler takıp mad maxize ediyorlar. Bu da yetmezmiş gibi bir de uzaktan kumandaya bağlayıp bilgisayar oyunu gibi kontrol edip kapıştırıyorlar.

Kapıştırmak derken öyle ucu yastıklı sopalarla dövüşen amerikan gladyatöreri gibi değil, bildiğin havaya uçuruyorlar aletleri.

Bilimin ve paraların böyle şiddet yanlısı gelişimden uzak belgesel (!) programlarında harcanmasını şiddetle [fiziksel şiddet] destekliyoruz.

Remember... Drive offensively!

Ahada fragman:

Kafana Kısılmak

Bu robotlu şarkının sözleri güzelmiş:

(your) dream world is a very scary place... to be trapped
your dream world is a very scary place... to be trapped inside
all your life
shine in time... until you find
you're closer... to the truth
within you... is the truth
(that) your dream world is a very scary place... to be trapped
your dream is such a lonely lonely place.... to be trapped inside
all your life
you're closer... to the truth
within you... is the truth

Closer, Anathema

Adam şarkıyı gırtlağına alimünyum sokulmuş gibi söylediğinden sözleri anlaşılmıyordu da merak edip baktım. Şarkı biraz bozuk plak modunda ama hangimiz değliz ki? Hayal dünyasına kapanmak, mutlu olduğunu düşünüp yalnız kalmak, sıkışmak falan enteresan şeyler bunlar. Bilmiyorum belki de saçma sapan bir şarkı ama bir yerlerime dokundu.

20090604

Gmailtik Hikaye Üretilir

Reklamların özeti: Estetik bir lazerle hayal ettiğiniz dine kavuşabilirsiniz...

Sinan2501

Galaktik Haçlı Seferi
Volüm 2, 3. kısım

Üzerinde nanometrik incelikte figürler oyulmuş olan baba yadigarı lazer silahını çıkarttı ve karşısında dizleri üzerine çökmüş olan kafirin alnına dayadı:

"Tövbe edip doğru yola dönmen için sana bir şans veriyorum"

Tetiği hafifçe sıkmasıyla silahın enerji toplama ünitesinin vızıltısı yavaşça yükselmeye başladı. Yaralarından zar zor konuşabilen kafir hırlıtılı bir ses ile yanıt verdi:

"Bokumu ye."


[gmail reklamlarından üretilen bir hikaye partikülü okudunuz]

20090102

Yılbaşı Programı

31 Aralık, 12.30 - Şirkette çılgın bir parti verildi. dört şişe şarap getirmişler laf olsun diye kişi başına yarım bardak düştü. Sonradan ek olarak kaçak bira takviyesi yapıldı.

31 Aralık, 14.20 - Şirket tarafından yavan yılbaşı hediyeleri verildi. Bir çeyrek bilet [amorti çıktı] ve işyerinde çekilmiş kendi fotoğraflarımız. Ayna niyetine.

31 Aralık, 14.30 - Şirkette çılgın parti bitti işe devam edildi. Kod yazalım heey! Yazzalım hey hey hey! Yihuuuüüüüğğ!!

31 Aralık, 18.00 - Sidekick Ciholi ile beraber şirketten çıkıldı, donmuş olan arabanın gerekli yerleri çözülüp yola konuldu. Termometrelerimiz -21'i [Selsiyus] gösteriyordu. Sonra adam gibi göstermeye başladı, dedi ki yok abicim o kadar da değil, -11 sadece.

31 Aralık, 18.45 - 20 dk'lık yolu heyvan gibi bir trafik eşliğinde iki katı zamanda bitirip eve gelindi. Biraz bekledikten sonra toplaşılacak olan Ciholi evine doğru yola çıkıldı.

31 Aralık, 20.30 - Dikmen'in buz tutmuş yokuşundan artistik patinajlar eşliğinde çıkıldı, hedef eve varıldı. Uaa! uaa!

<- bu arada yenildi içildi ->

31 Aralık, 22.00 - Cnbc-e'de sihirbaz şeysi izlenmeye başlandı.

31 Aralık, 22.20 - Sihirbaz şeysi çok yavan geldi, "BMK ve Melekleri Dans Şov" programa dahil edildi.

31 Aralık, 23.30 - Yorulundu ama zaten viktorya'ya 15 dakika kalmıştı. Oturuldu.

31 Aralık, 00.00 - Det's nat may neym! a-ha! det's nat may neym!.. [yütüp bombalandıysa "that is not my name victoria's secret" diye aratın santralden]

01 Ocak, 01.30 - Evin içinde bir süre "det's nat may neym" diye dolaşıldı. Kelebek etkisi.

01 Ocak, 02.00 - Dansöz çıkmadı mı hala? Diyerek kanallara bakıldı.

01 Ocak, 02.30 -
Dansözü kaçırmışız diyerek bir kuple "BMK Solo Dans Şov" yapıldı. Melekler üşümüş, bir kenarda büzüşmüşlerdi.

01 Ocak, 03.00 - Biraz da geek olalım diyerekten "Race for the Galaxy" adında bir kart oyunu oynandı.

01 Ocak, 03.30 - "Kurtadam oynayalım! [yet enadır geekimsi oyun] hişş üüooop!" diye insanlar dürtüldü ama ya soğuktan donmuşlardı ya da sızmışlardı. Fakat sızanların alkolden değil, gripten sızdıklarını belirtmek isterim. Katılımcıların bu yarısı hasta olduğundan içmediler, diğer yarısı da rakı masası muhabbetine girdiler. Arada bir şebeklik yapılmaa devam edildi. Yu kol mi seksiiiğ! Det's nat may neym! det's na ma neym!

01 Ocak, 04.00 - Ana üsse geri dönüldü. Muhabbet devam etti ama dans kasları ağrımaya başladığından armut koltuk üzerinde sızıldı.

01 Ocak, 07.00 - "Kalk da yerine yat" denilerekten anne şefkati ile normal yatağa yatıldı.

20081231

Memm-mee

Hani çocukken komiklik şaka olsun diye "Anonimus teyze sarkan memelerini soğukta atkı gibi boyunlarına mı doluyor acaba? Ahohohehe hiihihihi!", "Belki de beline doluyordur? Mıhahahaha" tarzı espiriler yapardık ya, işte onları bir japon duymuş gitmiş yapmış. Biraz ufağını.

Daha farklı ürünler de var o zaman zencili, onları da yapın. Evet, size sesleniyorum japon üreticiler. Belimize dolayacaz kuşak olarak, hadi.

[Hava geçiren kapı altlarına da konabilir]

20081230

Groagh

Oha nasıl olmuş da farketmemişim?
[Sanki herşeyden çok haberdarım da]

çok lezzetli.

Bu da yanında eşantiyon olsun:
www.canavarlar.com

20081219

Lezzetli Bloglar

Bir Emre Özbay şeysi
http://dejenerator.tumblr.com/

Uykusuz dergi şeysi
http://www.uykusuzdergi.com/

Patates Gibisin. Sayın Ecif Beyni'den geliyor.
http://ecifbeyni.blogspot.com/

20081124

Şov devam ediyor

Nedense çok net bir anım olarak kalmıştır..

91 senesi, Freddie Mercury'nin öldüğü gün ya da ertesi. Haftasonu bir sabah, ben daha 8 yaşında sümüklü bir velet, annem de bir hafta sonra kardeşimi doğuracak, evde oturuyoruz.

Annem misafir odasını açığ [evet, normalde girilmeyen misafir odalarından] oradaki müzik setine "Innuendo" kasedini koydu. "Bak Freddie Mercury bu... Bugün vefat etmiş." dedi.

Albümü dinlemeye başladık. Ben müzik setinin önünde oturuyorum.

Sonra "Show Must Go On" başladı. Annem sözleri bana anlatınca "Vay be" dedim "adamın ölecem diye yaptığı şarkıya bak". Çocukken insan biraz sığ olabiliyor.

O günden beri ne zaman o şarkıyı duysam o an tekrar gözümde canlanır.

Aradan 17 yıl geçmiş. Müzik setimizden uzaktayım ama bilgisayarımda "Innuendo" çalmakta.

20081113

Fotonlarınız kuşağımı süsleyecek!

Sayntoloji bok yemiş yanında.. Yaşasın Foton Kuşağı!

"Yüksek enerjili fotonlardan oluşan büyük bir kuşak. 2012 yılında güneş sistemimiz tüm gezegenleri ile birlikte bu kuşağa girdiğinde dünyamızın ozon deliği onarılacak ve tüm yaşam 3. boyuttan 5. boyuta geçecek. İnsanların 2 sarmallı DNA'ları ikişerli olarak biraraya gelip 12 sarmallı bir DNA'ya sahip olacaklar. Bu olay sırasında tüm insanların chakra'ları açılacak ve duyuları ve algılamaları artacak. Herkes birbirinin düşüncesini okuyabilecek."

Hizmette sinir yoktur diyip, sizin için geleceğe gidip olay anını görüntüledik:

Yıl 2012. Bir grup insan bir tepede toplanmıştır. Çiçek çocuklar misali şen şakrak eğlenmektedirler. Kimisi dans etmekte, kimisi tamamen çıplak, bir çoğu sebişmekte ve hepsi birden yaklaşan foton kuşağı adına ilahiler söylemektedirler.

"hoşgeldiin..
bizleree..
getirdiiin..
beşinci boyutuu..

oniki..
sarmallaaaa..
olacağız..
süpermeeen..

hoşgeldiiin..
bizleree..
fotooğğn..
kuşağı..

hepberabeer..
serinleee..
bir olacak..
bu bünyee..

lay lay laaaay..
ley ley leeeeğ.."


Derken bir anda foton kuşağı Güneş Sistemi'ne giriş yapar ve Güneş'le Dünya'nın arasına girerek havanın kararmasına sebep olur. Topluluk iyice coşar ve ilahinin şiddeti artar.

"lay lay heey..

işte geldiiğğ...
fotonlaaağrr..
marduk da..
kimmiş be..

birleşelim..
tamamen..
fiziksel..
ve zihinsell..

trall la laağ..
hey hey heeey.."


Ve sonunda foton kuşağı Dünya atmosferine yaklaşır.. insanların yüzleri yavaş yavaş yanmaya başlar.. İlk başta bir panik dalgası tüm insanların tüylerini diken diken eder. Sadece bir kişi ağzını açabilmiştir.

"hassik.."

O da lafını tamamlayamadan bütün dünya ile birlikte atomlarına ayrılır. Güneş sistemimizden geriye sadece bir gaz ve toz bulutu ve uzayda uçuşan çiçek desenli bir Volkswagen kalmıştır.

20080903

Dünya'dan bildiriyorum

Ahoy!

Öyle sağda solda birikmiş bir kaç şey var onları aktarayım. Aslında çok işim var da, kaçamak yapıyorum. Memenizin değerini bilin [bu ilgisiz oldu].

Geçen hafta kıçımı devirip yatmak, geniş omuzlarımın bakımını yaptırmak ve yüzmek için tatile, Kuşadası'na gitmiştim. Tatilden önce de İzmir'deki aileme bir iki gün uğrayayım dedim.

Öylesine konuşurken ben midemin iki üç senedir ota boka yandığını azğımdan kaçırınca anam beni hastaneye götürdü. Sen misin bu saate kadar bekleyen.

Annemin arkadaşı olan doktor hanım "gel bakayım, vereyim şu boruyu boğazından aşağıya da aklın başına gelsin" dedi. Sonra bir de baktım ucunda LED olan bir boru ile üstüme doğru gelmekte. Bir de önceden içirdikleri limonatada ilaç varmış, direnemedim.

Lafta 3 dakika süren bir olaymış bu endoskopi denen şey. O süre içinde insan kendini kasmaktan [reflekse karşı koymaya çalışmak, midenin bulanması, kendini sıkmaktan gözünden, burnundan, ağzından, kulağından yaş gelmesi] ağzım burnum kaydı. Yüzümdeki kılcal damarlar belirdi, bafik dı vempayr sleyır sezon sonu yaratığı gibi oldum [omuzlar da geniş olunca ayrı bir korkunç, düşünün artık]

Ben tahammülümün sınırlarındaydım, nefes almam garipleşti ki, doktor hanım şöyle bir şey dedi "tamam, bitiyor onikiparmak bağırsağındayım" [bu noktada endoskopide ağızdan girildiğini belirtmek isterim, bilmeyen varsa]. Höh dedim, oraya kadar niye indiniz.. tabi içimden dedim bunu, ağzım dolu çünkü. Neyse sonra bitti işlemler, rahat bir nefes aldım, yutkunmayı engelleyen ilacın etkisi geçti rahatladım.

Hayır, biraz önce cenin gibi kıvrılan ben değilmişim gibi muayene odasından çıktım hala muziplik peşindeyim. Benim çıktığımı gören sırada bekleyen genç bir hatun vardı. Sordu; "Nasıl geçti? Zor oluyor mu? Acıtıyor mu?" diye. Bende dayak yemiş Raki Ballıboğa gibi kayık bir surat, terlemişim zibil gibi, şöyle bir cevap vermişim: "Yok, gayet kolay bir şeymiş, kendinizi rahat bırakırsanız hiç bir şey olmuyor". Yalana gel. Acı yok ama bünye kaymış, lavaboya nasıl gittim onu bilmiyorum.

Hayır, bir de görüntüden anlaşılıyor zaten ne girmiş ne çıkmış. "ağzımdan gözümden yaşlar akmış, kılcallarım pötibör olmuş, daha neyini soruyorsun acıdı mı diye? Acıdı tabe lan." anlamında bir tepkiydi.

Bir VCD verdiler.. çekilen görüntülerin olduğu. Bir ara izleyeyim, çok merak ederseniz size bir kuple gösteririm midemi.

Neyse sonuç olarak önemli bir şey yokmuş, yara varmış midemde ama temizmiş. iki haftalık ilaç ve üç ay uymam gereken diyet verdiler. Şimdi rahatım.

Olası sebepler; düzensiz uyku, düzensiz yemek, stres, alkol, yağlı yeme, katı şeyler yeme (cips, kraker, kraken), karın ve bel kaslarını zorlama (kama sutra vs.).. ve ben bu listeyi tamamlıyordum geçtiğimiz 6-7 sene içinde.

Bir de endoskopi için sıra beklerken arada da düşmüş dolgumu tamir ettiler, o arada kaynadı. Anestezi de istemedim akşam yola çıkıyorum diye. Aferin di mi?

Tatilden döndüm şimdi de projemizin hedef tarihi var bu cumaya, onu yetiştirmeye uğraşıyorum. [Neden proje bitimine iki hafta kala tatile çıktım o ayrı bir muamma]. Projemiz maykrosoft için yaptığımız bir web sitesi. Çocukları İnternet hakkında bilgilendirmeyi amaçlayan, çizgi filmli, oyunlu bir site.

Nedense çok dandik bir şey oldu, benim pek içime sinmedi.

Neyse efenim. ben işime döneyim. Cuma akşamına kadar bir sürü iş var.

öpüldünüz alınlarınızdan.