20110903

Evrimolüsyon

Kurumuş kan izlerinden parlaklığını yitirmiş kılıcını ve onlarca darbeyi savuşturmuş, vuruklar içinde ama hala tek parça duran kalkanını masanın kenarına bıraktı. Masaya konan kuzu çevirmenin bacağını kopardı, havaya kaldırdı ve "Zaferimiz kutlu olsun kan kardeşim! Bugün de topraklarımızı koruduk." dedi. Karşısında oturan kendisi gibi iri yarı diğer adam da elindeki kuzu budunu kaldırarak selamına karşılık verdi.

Kasetçide doldurduğu karışık kasedi elinde sallayarak diğerinin yanına geldi. "Kanka! çok bomba bir toplama kaset yaptım, kızlar hastası olacak!". Seslendiği genç kasedi taşınabilir kaset çalara yerleştirdi ve "play" tuşuna bastı.

Bilgisayarının başında saatlerdir oturmaktaydı. Sahte bir bayan profilini tavlamaya çalışıyordu. Bir yandan da msn'den arkadaşı ile yazışıyordu. "qanqa, bu kz çk zorld ama dustu nihyt aq"

"Panpa! jöle ver jöleee!" dedi ve arkadaşının elinden aldığı saç jölesi ile mohawk kabilesine ait bir motorsiklet kaskına benzeyen saçındaki son rötuşları tamamladı.

Panpiş, 
Pompiş, 
Pompik, 
Pomp, 
Popo, 
Po, 
P.

20101221

Kendi Tadına Bakan Adam

Bir çok insandan birer ikişer ısırık almıştı,
Ağızda eriyen, çok güzel tadı olanlar da vardı,
midesini bulandırıp kusturanı da.

Kendisinden de bir çok ısırık alan olmuştu,
Çok beğenip ikinci ısırığı alan da vardı,
ağzındaki lokmayı yüzüne tüküren de.

Bir gün tüm bu karşılıklı tadımlardan sıkıldı,
restorandan çıktı ve karşıdaki tepeye tırmandı.
Oraya daha önce kimse çıkmamıştı, yapayalnızdı.
Burası artık onun kendi tepesiydi, bayrağını dikti.

Günler geçti ve acıktı, etrafta ısırık alacak kimse yoktu.
O ana kadar tanıdığı kimsenin düşünmediği bir fikir geldi aklına:
Kendi tadına bakacaktı!

İlk ısırık hep kalpten alınırdı, adeti bozmadı.
Bir çok kalbin tadına bakmıştı, kendisininkinin tadını çok merak etti.
Dişlerini kalbine geçirdiğinde anlamsız bir boşluk hissetti.

İkinci ısırık vücudundan bir parça, kişiye göre tam olarak neresi olacağı değişir.
Onun sevdiği kısım bileklerdi, el bilekleri.
İki bileğinden de kocaman ısırıklar aldı, kendini pis hissediyordu.

Son olarak beyinden bir parça alınırdı.
Daha önce kimsenin beyninin tadına bakmamıştı,
onun beynini de ısıran olmamıştı.

Zaten o restoranda çok az sayıda insan beyin tadacak kadar ileri gitmişti.
Tadanlar da genellikle tükenene kadar birbirlerini yiyip bitirmişlerdi.

Bir anda farketti ki,
Kendi beynini ısıramazdı... Bu anatomik olarak imkansızdı.

Kısa bir süre sonra o tepede açlıktan ölüverdi.

20100521

Dı Ofis

Yerli ofis sitkomu - orcinal, gerçek kesit. Başlarda tempo ağır ama sonlara doğru gerilim tırmanıyor. İzliyoruz...

Aziz: Barış...
Ben: Süle.
Aziz: Öylesine.
Ben: Aziz...
Aziz: Siri la!
Ben: Aziiiiiiiz!
Aziz: Efendim
Ben: AZİİİİZİİİİİİZİZİZİZZİİZZİZİZİ!!!!
Aziz: Efendim ağbi.
Ben: Aferin akkılı ol.

Aziz: Bizim eleman uyuyo olm. Bi kaldır.
Ben: Aha kalktı. İşemeye gidiyo kesin, sabah işemesi.
Aziz: Olm. Domuz giribi olmasın?
Ben: Abouv!
Aziz: Öksürük, bulantı, çiş, halsizlik.
Ben: Çaktırmadan kan örneği alalım. laboratuvarımızda inceleyelim.
Aziz: :D Çaktırmadan.
Ben: Ben iğneyle koşayım etrafta, sen bana çelme atmış gibi yap. üstüne düşeyim bunun.
Aziz: Tamam, olur ağbi.
Ben: O sırada gözünden kan alırım. Kaza süsü. Süsleriz böyle kurdelayla falan, kremayla süsleriz.
Aziz: :D

Ben: Kafam iyi benim.
Aziz: Olm sende acayip bilimkurgu potansiyeli var.
Ben: Aramızda kalsın.
Aziz: tamam.
Ben: Az önce klavyeden iki tuş attım ağzıma, iyi kafa yaptı. F4 ile scroll lock. Zaten bu scroll lock ne skime yarıyor anlamış değilim.
Aziz: Cidden ya.
Ben: Sırf bunu öğrenmek için bilgisayar mühendisliği okudum 5 yıl.
Aziz: Ne işe yarar ki?
Ben: Üstüne mastır yaptım, yine de öğrenemedim. Askerde öğretirler umarım.
Aziz: Kesin.

20100420

Atölye - Kafes ve Motur

Bu serideki tüm arabaları görmek için etiketlerden "Egzostcu Çılgın Mustafa"ya tıklayınız.

Kafes
Bu en çok vakit alanlardan. Üstte mavi renkte görünen kafes kısmını ataçlardan bükerek yaptım. Sürücü aslında F-16 pilotuydu. Silah ve mermiler de ayrı bir maket setinin parçası, uydurdum oldu. Silahın arkasından çıkıp dolana dolana şoför kabinine giden tetikleme kablosu da aslen gitar teli. Amortisörler de bir tank maketinden, cımbızla yerleştirdim.

Motur
Bu motor yapım aşamasında. Henüz boyanmadı ve silahlar eklenmedi. Bunun en büyük espirisi sıfırdan tamamen benim inşa etmemdir. Yapımda kinder sürprüz parçaları (motor ve deponun kırmızı kısmı) bile kullanılmıştır. Yarım saat uğraş sonucu gidonu döndürülebilir şekilde üretilmiştir. Arka tekerler bir hotwheels arabasından, ön teker ise F-16 maketinden alınmadır. Egzos ısıtılıp bükülen bir kulak temizleme çubuğu olmakla beraber, benzin deposunun üst kısmı hamurdan yapılıp törpülenmiştir.

Atölye - Mister Brown ve Thor

Bu serideki tüm arabaları görmek için etiketlerden "Egzostcu Çılgın Mustafa"ya tıklayınız.

Mister Brown
Arkadaki silah bir Apaçi helikopterinden. Öndeki de bir silah setinden. Arkadaki çıkıntı bir "yağ bırakıcı", neyden yaptığımı hatırlamıyorum, öyle ecüş bücüş bir maket parçası.

Thor
Bu arabanın sadece boyası ile oynadım. Enteresan bir şekilde Hotwheels sadece bir tane, böyle hazır roketli, silahlı bir araba çıkartmış. Boyadığım yerler; üstteki roketler, yandaki silahlar ve alt taraflardaki çamur efekti.